CAMUS VE SARAMAGO TANRI'DAN ÖZÜR MÜ DİLİYOR?

Evet; bildiniz “Veba” ve “Körlük”ten bahsedeceğim. 

Şehirler kuran ve o şehirlerde insanlar için görkemli hayat standartları oluşturan hatta görkem kelimesini kullanmışken gökdelenler inşa edip Babil’in Asma Bahçeleri ile yarışıp bu yarışı kazandığını iddia eden modern insan.

Tabiatı kendi istediği gibi yönetip gerekirse dağları düzleştirip ova; denizleri doldurup dağ yapma sevdasında olan şımarık modern insan.

Karada, denizde, havada yaptığı yollara ve bu yollarda seyrüsefer yapan araçlara bakıp zamanı ve mekânı alt ettiğini söyleyen modern insan.

Tabiatın da insanın da doğasını çözüp tekrar kurguladığını, kurgulayabileceğini iddia eden bilgiç modern insan.

Bankalar kurup paraya, barajlar kurup suya, okullar yapıp halka, ordular kurup dünyaya hükmeden; “Ben güçlüyüm, güç bende.” diye kibirlenen modern insan.    

Peki, güç son tahlilde gerçekten insanda mı? Camus ve Saramago bu duruma nasıl bakıyor?

Hem “Veba” hem de “Körlük”te ana omurgayı, insanın gücü ile bilgisi dışında ve aniden oluşan hastalık oluşturur. Bu hastalıkta insanların ölümü beklemekten başka çok da bir seçenekleri yoktur. Her şeye rağmen insanlar bir mücadele içerisine girerler; ama ölümler birbirini izler. Önceleri tek tek olan ölümler sonraları toplu ölümlere dönüşür.

Körlük ve veba; insanı, insan olmaktan çıkarıp belki bir insan müsveddesine dönüştürür. Hasta olmayan insanlar, en güçlü dürtü olan “Hayatta kalma dürtüsü” ile hastalık kendilerine bulaşmasın diye insanları öldürmeye bile razıdırlar. Hasta insanları karantinaya alır sağlıklı olanlar. Onlar gerekirse ölsün ama diğerlerine bir şey olmasın. Fakat olur. Hastalık öngörülemez ve engellenemez şekilde yayılmaya devam eder. Az önce sağlıklı olan ve diğerlerini öldürmeye bile razı olan, az sonra hastadır ve diğer sağlıklılar tarafından öldürülme tehlikesi yaşar. Bu fasit daireden sadece birkaç kişi istisnadır. Her iki roman da sağlıklı ama “insan” olan bu birkaç kişi üzerinden yürür.

Dünyayı bir “yeryüzü cenneti”ne çevirme iddiasında olan modern insan, artık cehenneme dönmüş dünyada bizzat ateşin kendisi olmuştur.

“Körlük”te karantina binasının hemen dışında, “Veba”da ise şehrin çeperlerinde, elleri tetikte silahlı askerler hastalığı öldürmek üzere nöbet tutmaktadır. Dar bir alana sıkışmışlık, çaresizlik, insanın güçsüzlüğü ve ölüm ortak motifler olarak işlenir. Tek farkla: “Veba”da kahramanların isimlerini biliriz; ama “Körlük”te kahramanların isimleri yoktur, bunun yerine sıfatları vardır. Doktor, Doktorun Karısı, Şaşı Çocuk, Koyu Renkli Gözlüklü Kız gibi. Önemli olan insanın isimleri değil de kaderin karşısındaki insan portreleridir sanki.

Öyle ya ne körlüğü ne de vebayı insan istememiş, bırakınız istemeyi nasıl bu derde düştüklerini dahi anlamamışlardır. Hastalık geldiği gibi bir gün birden bire gittiğinde de insanlığın bu iş için bir şey yaptığı da söylenemezdi. Hastalık insanın bilgisi ve isteği dışında birden gelmiş, çabası ve tedbirinin karşılığı olmaksızın birden geri gitmiştir. O halde “modern insan” değilse bu işleri kim yapmıştır?

Her iki romanda da hastalığın gelişi ile gidişi arasında pek çok insanın öldüğünü görürüz. Ölüm yani ecel, zaten kaderin kendisi değil midir? Kaderin kalemi ise Tanrı’nın elindedir.

Komünist partili iki yazarın kaleminden doğrudan kader vurgusu yapan romanlar çıkması nasıl açıklanabilir? Dine göz kırpma mı, dindar okuyucuya selam verme mi, yoksa Tanrı’dan özür dileme mi?   

Önermeyi genişletmeye ne dersiniz? Hem Camus, hem de Saramago Nobel ödülü alıyor. Yoksa yüzde bilmem ne kadarı ateist olan Batı, bu insanlara ödül verirken Tanrı karşısında acizliğini de tescil etmek mi istiyordu?

YORUM EKLE
YORUMLAR
Mehmet SARIYILDIZ
Mehmet SARIYILDIZ - 2 hafta Önce

Üstadım tahlilleriniz için teşekkür ederim.İyi bir okuyucu olduğunuzu biliyorduk ancak iyi bir tahlilci olduğunuzda su götürmez bir gerçek olarak karşımızda duruyor.Yüreğinize sağlık.Ama şu cümlelerinizdeki kanaatiniz merakımı celbetti.” Komünist partili iki yazarın kaleminden doğrudan kader vurgusu yapan romanlar çıkması nasıl açıklanabilir? Dine göz kırpma mı, dindar okuyucuya selam verme mi, yoksa Tanrı’dan özür dileme mi? ” Sizce hangisi?

mehmet cengiz
mehmet cengiz - 2 hafta Önce

Güzel yazınızdan dolayı tebrik ediyorum. Kaliteli ve ufuk açıcı bir yazı olmuş. Devamını bekliyoruz.

banner3

banner2