İNSANLIK YAŞASIN MI?

             Adı LGBT diye anılan kavram asrımızın büyük hastalığı cinsel sapmadır. İster erkek ister kadın her iki sapmada fıtratın dışına çıkmak ve sünnetullaha müdahaledir muhalif olmaktır.

            Hücurat suresi 13. Ayette Allah(C.C.) Ey insanlar, şüphe yok ki biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık ve sizi, aşiretler ve kabileler haline getirdik tanışın diye; şüphe yok ki Allah katında sevabı en çok ve derecesi en yüce olanınız, en fazla çekineninizdir; şüphe yok ki Allah, her şeyi bilir, her şeyden haberdardır. Bizi bilgilendiriyor ve iki cinsten bahsediyor, insanlığın fıtratını ve neslin tetemiz bir şekilde devamını iki cins üzerine koyuyor. Erkek ve Kadın üçüncü bir cins yok ve erkekle kadın birbirinin mütemmimleridirler. Aile hayatı bu iki cinsin meşru ilişkileri üzerine kuruluyor. Neslin tekamülü sağlıklı gelişimi sünnetullah olan bu yapı üzerine konuşlanıyor.

              Tarihte de benzer sapkınlıklar yaşanmış ve bu konuyu Kuranı Kerimde Şuara suresinde Allah "160﴿ Lût kavmi de peygamberleri yalancılıkla suçladı.﴾161﴿ Kardeşleri Lût onlara şöyle demişti: "Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?﴾162﴿ Bilin ki ben, size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim.﴾163﴿ Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin.﴾164﴿ Bunun için sizden karşılık beklemiyorum. Benim ecrimi vermek yalnız âlemlerin rabbine aittir.﴾165-166﴿ Rabbinizin sizler için yarattığı eşlerinizi bırakıp da insanlar arasından erkeklerle mi beraber oluyorsunuz? Doğrusu siz haddini aşan bir kavimsiniz!" bize bildirmiştir.

              Lut kavminin yaptıklarıyla bugünkü sapkınlıklar örtüşmektedir. Erkeğin erkekle, kadının kadınla birbirine yanaşmaları insan fıtratına ihanettir, neslin sağlıklı gelişimine ihanettir, aile ortamının oluşumuna ihanettir.

               İnanıyorum ki cinsel sapıklık bir hastalıktır ve hem de bulaşıcı bir hastalıktir, bilerek veya bilmeyerek insanlığın temelini dinamıtlemektir. Bu hastalığın çaresi mutlaka vardır, en büyük çaresi cehaleti yıkmak insanımızın eğitimidir, kültürüdür medeniyetidir, örfüdür ananesidir. 

               Ailelere annelere babalara büyük görevler düşmektedir. Çocuklarının gelişiminde hangi cinsten ise o cinse ait özelliklerini gerek teorik gerekse uygulamalı bir şekilde yönlendirilmesi elzemdir. Elbette ki asıl görev mevcutların tedavisi için sağlık bakanlığının psikoloji ve psikiyatr kiliniklerinin üzerine düşmektedir, daha sonra Milli Eğitim Bakanlığının üzerine düşmektedir, mevcut müfredatların yeniden gözden geçirilmesi gerektiğinde tadil edilmesi gerekmektedir. Kültür Bakanlığının sorumlulukları vardır, bu hastalık bizim kültürümüzün dışlanması sonucu ortaya çıkmıştır, bu konuda Kültür Bakanlığı taşra teşkilatlarının aileleri bilgilendirme bilinçlendirme çalışmalarını artırmalıdır. Diyanet işleri Başkanlığının gerek vaazlarda gerek hutbelerde ve gerekse konferanslarda konumun önemine binaen ailelerin eğitilmesine ağırlık vermeli üzerine düşen görevi yapmalıdır.

              Bunu milli bir mesele olarak almamızla birlikte evrensel bir sorun olmuştur, çünkü iletişim araçlarının yaygınlaşması bu hastalığın bu sapıklığın yaygınlaşmasını sağlamış ve evrensel bir sorun olarak insanlığı tehdit etmeye başlamıştır. Aile hayatı sürmezse ve Allahın koyduğu sünnetullah bozulursa artık ya kıyametin kopmasını bekleyeceğiz ya da Lut kavmine gelen felaket gibi felaketle karşı karşıya kalacağız. SAYGILAR SUNUYORUM 

YORUM EKLE

banner3

banner2